Bu şarkıda unutulmamış bir bavulun sevincini taşıyoruz ve güneş alan yere oturmuşuz gözlerimizi açamıyoruz.
Bu şarkıda böyle hava güneşli ve etraf yeşillik olsun, biz de eşek gibi gülüyoruz, aşırı mutluluktan sallanıyoruz, birbirimize sarılıp yerlere düşüyoruz tamam mı?
Düşünsene komşun doktor diye rapor alıp kendine kar tatili veriyorsun sonra bunu sosyal paylaşım sitelerinde dillendirdiğini gören ajanlar helikoptere atlayıp geliyorlar, evin tavanını delip iple salona iniyorlar ve seni sınava götürüyorlar. Benim diyeceklerim bu kadar hakim bey.
Gözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki Çok sevdiğim başına yemin ediyorum ben Koyu bir çiçek gibi gözlerim kapanırken Bir dakika göğsünün üstünde olsa yerim Ömrümü bir yudumda ellerinden içerim Gözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki.
Nazım Hikmet Ran
Tek gereken bunu izlemek, gerisi gün boyu huzur.
(Kaynak: youtube.com)
VALLA REKLAM YAPMIYORUM LAN!
En kral bakkal bizim bakkal kimse sesini çıkarmasın boşuna. Antibiyotiğime kadar alıyor adamlar, çöpüme kadar atıyor. (Oh kebap sen ne boka yarıyorsun demeyin hastayım ben ağalar.) Sular ya da elektrikler kesilince “Sizde de mi kesik?” diye aradığım komşum, canım bakkalım. Sadede geleyim; Beni tekrardan insanlığa, dayanışmaya inandıran bakkalıma tören düzenlicem, fener alayı geçirtcem ulan kazancıdan!
Bastırıyorum sloganı; Çok yaşa sen İpek Gıda! (Gaza gelip kızımın adını İpek bile koyabilirim ahay.)
Hazır özlemişken.
(Kaynak: usengecinsan, enaz6karakter gönderdi)
Adam performans sanatçısı.
(Kaynak: youtube.com)
Savcı Esra: Niye geldin?
Behzat: Sen niye ağladın?
Savcı Esra: Geçti gitti boş ver..
Behzat: Çık çık çık… Geçmedi gitmedi, sen niye ağladın?
Savcı Esra: Behzat sen akıllı bir adamsın ama konu kadınlara gelince biraz salaklaşıyorsun galiba.
Behzat: Hee.
Savcı Esra: Ben sana diyorum ki adamlar gelip seni alacak, gideceksin. Bu işin sonu yok! Belki senelerce tutuklu kalacaksın, ne zaman döneceğin belli değil, senin umurunda değil. Ağladım… Çünkü seninle konuşamadım. Ağladım, çünkü sen beni görmüyorsun. Ve ben seni seviyorum.
Behzat: Ama ben bunu bilmiyordum.
Savcı Esra: Bilmiyorsun… Tabi nereden bileceksin. Sen ancak birisi öldüğünde duygusal yaklaşıyorsun. Senin duygu radarına girmek için illa ölmek mi lazım Behzat?
Behzat: Yok, hayır. Yapamam ben.
Savcı Esra: Haklısın. Cesaretin olmadan ne yapacaksın ki? Hayatımda tanıdığım en korkak adamsın. Herkese meydan okuyorsun ama kendi duygularından korkuyorsun. Geçmişe saplanıp kalmışsın. En büyük felaketler senin başına gelmiş dimi? En büyük acıları sen çekmişsin, ben hiç bir b.k bilmiyorum ki. Acı nedir? Bilmem. Yalnızlık nedir? Bilmem. Dünyanın ekseni kaydı Behzat, 12 cm yerinden oynadı sen bana 1 cm bile yaklaşmadın! Saplantılısın…
Behzat: Hee, ne güzel söyledin. Saplantılıyım ben. Benden bir b.k olmaz, biz seninle hep kavga ederiz, mutsuz oluruz biz seninle.
Savcı Esra: Mutsuz olalım, ne var! Biz de mutsuz oluruz. Ben seninle mutsuzluğa da varım.
John Winston Lennon (9 October 1940 – 8 December 1980)
Ben bugün üzgünüm ve sen 31 yıldır yoksun ama mutluyum da bir yandan. Çünkü bir insan o doğmadan önce ölen birini nasıl bu kadar sevebilirin cevabısın sen bende. Çok güzel adamsın. Biz hala beceremedik ama sen barış içinde yat güzel adam.
(Mansur Mervan)
Saçma sapan el hareketleri ve kendinden eminlik devrede.
“Ölü tavşanlı tişört” ve “ay dont bilong hiır ——fakat——> kazlıdere durağı”
asdgjhfgsdafgsafkjgasdjkfasgkjsdakjgfdg
Bilkent Üniversitesi Rektörü Abdullah Atalar
-Tatil...
Size bir fıkra anlatayım.
Cezayirli bir çocuk, Fransa’da okula başlar. Okulun ilk günü öğretmeni sorar;
-Adın ne senin?
”Mahmud,” der...
Yatakta birbirine sarılmış çift fotoğraflarını, giflerini iç çekerek paylaşan genç kızlarımız için geliyor: Bu uyurken...
He tumblr kızları? Peki kombi? adjfghkdjfgkdfhg